19 Temmuz 2026 Pazar
Ana SayfaManşetTürkiye, yüzde 55.7’lik ev sahipliği oranıyla 44 ülke arasında 39. sırada..

Türkiye, yüzde 55.7’lik ev sahipliği oranıyla 44 ülke arasında 39. sırada..

Ev sahipliğinde zirve Doğu Avrupa’nın, Türkiye OECD ortalamasının gerisinde

Ev sahibi olmak, birçok ülkede finansal güvence ve ekonomik başarının en önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak ülkeler arasındaki ev sahipliği oranları yalnızca gelir düzeyini değil; konut politikalarını, finansman sistemlerini, kira piyasalarının gelişmişliğini ve tarihsel dönüşümleri de yansıtıyor. OECD Affordable Housing Database verilerine göre hazırlanan güncel sıralama, dünyanın en yüksek ev sahipliği oranlarının büyük ölçüde Doğu Avrupa’da yoğunlaştığını ortaya koyarken, eski sosyalist ülkelerin belirgin üstünlüğüne işaret ediyor.

Türkiye OECD ortalamasının oldukça gerisinde

Türkiye, yüzde 55,7‘lik ev sahipliği oranıyla 44 ülkenin yer aldığı listede 39. sırada bulunuyor. Bu oran, yüzde 70,1 seviyesindeki OECD ortalamasının yaklaşık 14 puan altında kalıyor.

Son yıllarda hızla yükselen konut fiyatları, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, kentleşme ve genç nüfusun konut edinme imkanlarının zayıflaması, ev sahipliği oranını aşağı çeken temel etkenler arasında gösteriliyor. Buna karşın, mülkiyet kültürünün güçlü olduğu Türkiye’de ev sahibi olmak, hane halkı açısından önemini koruyan temel hedeflerden biri olmayı sürdürüyor.

Zirvede eski sosyalist ülkeler var

Listenin ilk 10 sırasında yer alan ülkelerin sekizi mevcut ya da eski sosyalist blok ülkelerinden oluşuyor. Bu tablo, 1990’lı yıllarda devlet mülkiyetindeki konutların düşük bedellerle hak sahiplerine devredilmesinin uzun vadeli etkilerinin bugün de sürdüğünü gösteriyor.

En yüksek ev sahipliği oranına sahip ülke yüzde 93,5 ile Slovakya olurken, onu Romanya (%92,8) ve Hırvatistan (%90,4) izliyor. Çin ise 1990’lı yıllarda uyguladığı kapsamlı konut reformlarıyla milyonlarca kamu konutunu özel mülkiyete devrederek yüzde 90‘lık oranla dördüncü sırada yer alıyor.

Zengin ülkelerde düşük ev sahipliği dikkat çekiyor

Sıralama, yüksek gelir düzeyinin her zaman yüksek ev sahipliği anlamına gelmediğini de ortaya koyuyor. Almanya (%41,0) ve İsviçre (%38,2) listenin en alt sıralarında yer alırken, bu ülkelerde güçlü kiralık konut piyasası, kiracı haklarının gelişmiş olması ve uzun vadeli kiralamanın cazip bir seçenek olarak görülmesi ev satın alma eğilimini sınırlıyor.

Benzer şekilde Kanada, ABD, Avustralya, Fransa, Hollanda ve Güney Kore gibi gelişmiş ekonomiler de OECD ortalamasına yakın ya da altında kalıyor. Bu tablo, ev sahipliği oranlarında milli gelirden çok konut politikalarının, mortgage sistemlerinin ve kira piyasasının yapısının belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye için temel gündem: Konuta erişim

Uzmanlara göre eski sosyalist ülkelerdeki yüksek ev sahipliği oranlarının temel nedeni geçmişte uygulanan konut özelleştirme politikaları olurken, Batı Avrupa’daki düşük oranlar güçlü sosyal refah sistemi ve gelişmiş kiralık konut piyasasıyla açıklanıyor.

Türkiye’de ise ev sahipliği oranının yeniden yükseltilebilmesi için uygun fiyatlı konut arzının artırılması, uzun vadeli ve erişilebilir mortgage imkanlarının geliştirilmesi, ilk kez ev alacaklara yönelik desteklerin genişletilmesi ve konut üretimini teşvik eden planlama politikalarının önümüzdeki dönemde de gündemin ana başlıkları arasında yer alması bekleniyor.

PROJE BİLGİ FORMU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yapın

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin

Son Haberler

YAZARLAR

Ayla Özer
386 YAZI