25 Haziran 2026 Perşembe
Ana SayfaManşetGayrimenkulün değerini belirleyen unsurlarda dengeler hızla değişiyor..

Gayrimenkulün değerini belirleyen unsurlarda dengeler hızla değişiyor..

Geleneksel olarak “lokasyon” tek başına en güçlü kriter olarak kabul edilirken, günümüzde ulaşım imkanları, teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik performansı ve yaşam kalitesini artıran unsurlar yatırım kararlarında çok daha belirleyici hale geliyor. Artık yatırımcılar yalnızca bugünün fiyatına değil, bir projenin gelecekte yaratacağı ekonomik ve sosyal değere odaklanıyor.

Gayrimenkulde değeri belirleyen kriterler çeşitlenirken; ulaşım bağlantıları, dijital altyapı, enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik gibi faktörler öne çıkıyor. Büyük ulaşım projelerinin bulunduğu bölgelerde değer artışları yüzde 50’ye kadar ulaşırken, sürdürülebilir sertifikalı projeler benzerlerine göre yüzde 15’e varan primli fiyatlarla işlem görüyor. ESG kriterlerine uyumlu projelerde kira gelirlerinin yüzde 18’e kadar artması, yatırımcıların artık yalnızca satış kazancını değil, uzun vadeli gelir üretim kapasitesini de dikkate aldığını ortaya koyuyor. Bazı altyapı odaklı bölgelerde ise toplam değer artışının 4 katın üzerine çıktığı görülüyor.

Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, önümüzdeki 5 yıllık dönemde gayrimenkul sektörünün ulaşım odaklı gelişim, akıllı bina teknolojileri ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekilleneceğini belirtiyor. Öz’e göre bu dönüşüm, yalnızca projelerin fiziksel özelliklerini değil, yatırımcı profilini ve sektörün iş yapış biçimlerini de değiştiriyor.

Son yıllarda küresel ölçekte hız kazanan altyapı yatırımları, gayrimenkul değerlemesinde en kritik unsurlardan biri haline geldi. Global Infrastructure Outlook verilerine göre, dünya genelindeki altyapı ihtiyacının 2040 yılına kadar yaklaşık 94 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu durum, özellikle metro hatları, hızlı tren bağlantıları, otoyol projeleri ve yeni ticaret koridorlarının çevresindeki gayrimenkullerin değer kazanma potansiyelini önemli ölçüde artırıyor.

Ana ulaşım hatları çevresindeki gayrimenkullerde yüzde 50’ye varan değer artışı

Gayrimenkulde değer algısındaki dönüşüme dikkat çeken Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Geçmişte proje değeri büyük ölçüde lokasyon ve kısa vadeli satış potansiyeline göre şekilleniyordu. Bugün yatırımcılar ‘nerede’ sorusunun ötesine geçerek ‘gelecekte nasıl bir değer yaratacak’ sorusunu soruyor. Bu değişimle birlikte altyapı yatırımları, ulaşım bağlantıları, çevresel kalite ve bölgesel gelişim planları çok daha belirleyici hale geldi.”

Öz’e göre bir bölgede metro hattı, yeni ulaşım aksı veya büyük ölçekli kamu yatırımı devreye girdiğinde bu gelişmeler yalnızca ulaşımı kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda ticari hareketliliği artırıyor, sosyal yaşamı canlandırıyor ve bölgenin yatırım çekiciliğini ciddi ölçüde yükseltiyor. OECD verileri, ana ulaşım hatları çevresindeki gayrimenkullerde yüzde 50’ye varan değer artışı yaşanabildiğini ortaya koyuyor. İstanbul’da yeni metro hatlarının geçtiği bölgelerde konut fiyatlarının yüzde 40’a varan oranlarda yükselmesi de bu etkinin somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

“Yatırımcı odağı kısa vadeli kazançtan sürdürülebilir ve dengeli getiriye kayıyor”

Yatırımcı davranışlarındaki değişime de dikkat çeken Öz, karar süreçlerinin artık üç temel eksen etrafında şekillendiğini belirtiyor:

Kısa vadede likidite, orta vadede düzenli kira geliri ve uzun vadede değer korunumu.

“Bu yaklaşım, yatırımcıların artık tekil fırsatlar yerine portföy yönetimi perspektifiyle hareket ettiğini gösteriyor. Eskiden yatırımcılar hızlı değer artışı beklentisiyle hareket ederken, bugün daha dengeli ve kontrollü bir strateji benimsiyor. ‘Maksimum getiri’ yerine ‘optimum getiri’ arayışı öne çıkıyor.”

Bu değişim, gayrimenkul yatırımlarında risk yönetimi kavramını da güçlendiriyor. Yatırımcılar artık sadece fiyat artışı beklemek yerine; bakım maliyetleri, enerji giderleri, operasyonel verimlilik ve olası regülasyon değişikliklerini de hesaplıyor. Güçlü projelerde yıllık yüzde 15’lere varan reel değer artışı görülürken, sürdürülebilir sertifikalara sahip projeler ortalama yüzde 15 daha yüksek değerle işlem görüyor. ESG uyumlu projelerde kira gelirlerinin yüzde 18, varlık değerlerinin ise yüzde 12’ye kadar arttığı görülüyor.

Enerji verimliliği, akıllı bina teknolojileri ve sürdürülebilirlik kriterlerinin yatırım kararlarının merkezine yerleştiğini vurgulayan Ebru Öz, özellikle Avrupa’da çevre dostu sertifikalara sahip projelerin ciddi fiyat avantajı yakaladığını belirtiyor.

“Talep artık adet bazlı değil, kalite bazlı büyüyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ulaşım odaklı gelişim (TOD), sürdürülebilirlik, akıllı bina teknolojileri, karma kullanım projeleri ve sağlık ile yaşam kalitesi odaklı konseptler çok daha belirleyici olacak.”

Öz’e göre IoT tabanlı sistemler, bina otomasyonu, akıllı enerji yönetimi ve veri destekli operasyon süreçleri projelerin işletme verimliliğini artırırken, yatırımcı açısından da güçlü bir tercih sebebi oluşturuyor. Özellikle hibrit çalışma düzeninin kalıcı hale gelmesiyle birlikte konut, ofis ve sosyal alanları bir araya getiren karma kullanım projeleri daha fazla talep görüyor.

Önümüzdeki dönemde gayrimenkul sektöründe değer yaratmanın temel formülü; güçlü lokasyonun ötesine geçerek ulaşım erişimi, sürdürülebilirlik performansı, teknolojik donanım ve kullanıcı deneyimini aynı çatı altında buluşturabilen projeler geliştirmek olacak.

Ebru Öz

PROJE BİLGİ FORMU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yapın

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin

Son Haberler

YAZARLAR

Ayla Özer
386 YAZI