24 Haziran 2026 Çarşamba
Ana SayfaSektörden HaberlerKiracının Evi Göstermeyi Reddetmesi Durumunda Hukuki Yol Haritası..

Kiracının Evi Göstermeyi Reddetmesi Durumunda Hukuki Yol Haritası..

Kiraya verilen bir evin veya iş yerinin satılması ya da yeniden kiraya verilmesi gerektiğinde, taşınmazın potansiyel alıcılara veya kiracılara gösterilmesi çoğu zaman kaçınılmaz hale geliyor. Ancak uygulamada birçok mal sahibi, kiracının taşınmazı göstermeye izin vermemesi nedeniyle ciddi sorunlarla karşılaşabiliyor.

Peki, kiracının evi göstermeyi reddetmesi satış veya yeniden kiralama sürecini durdurabilir mi? Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, mal sahiplerinin haklarını ve dikkat edilmesi gereken hukuki sınırları anlattı.

Kiracının Taşınmazı Göstermeye İzin Verme Yükümlülüğü Var

Türk Borçlar Kanunu, kiracıya belirli şartlar altında kiralanan taşınmazın gösterilmesine izin verme yükümlülüğü getiriyor. Bu kapsamda mal sahibi, taşınmazını satmak veya yeniden kiraya vermek amacıyla evi ya da iş yerini üçüncü kişilere gösterebiliyor. Ancak bu hak kullanılırken kiracının yaşam düzeni ve menfaatlerinin de gözetilmesi gerekiyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, “Kanun, mal sahibine taşınmazını gösterebilme hakkı tanırken bu hakkın makul şekilde kullanılmasını da zorunlu kılıyor. Gösterim gün ve saatlerinin kiracıyla uyumlu belirlenmesi, taşınmaz içindeki eşyalara zarar verilmemesi ve kiracının huzurunun korunması gerekiyor” dedi.

İlk Adım Yazılı Bildirim Olmalı

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, taleplerin yalnızca sözlü olarak iletilmesi. Mal sahibinin taşınmazı göstermek istediğini yazılı olarak kiracıya bildirmesi büyük önem taşıyor. Bu bildirim noter ihtarnamesiyle yapılabileceği gibi, ispat açısından kayıt altına alınabilecek farklı yöntemler de kullanılabiliyor.

Şimşek, “Kiracıya taşınmazın hangi gün ve saatlerde gösterilmek istendiği açık şekilde bildirilmelidir. Yazılı bildirimler, ileride açılabilecek davalarda mal sahibinin haklılığını ortaya koyan önemli deliller arasında yer alır” ifadelerini kullandı.

Kiracı Cevap Vermiyorsa Ne Olur?

Bazı durumlarda kiracılar talepleri açıkça reddederken, bazı durumlarda ise hiçbir yanıt vermeyerek süreci kilitleyebiliyor. Kiracının olumsuz yanıt vermesi veya hiç dönüş yapmaması halinde mal sahibinin tek taraflı hareket etmesi mümkün olmuyor. Bu noktada hukuki süreç devreye giriyor.

Çözüm: Taşınmazın Gösterilmesine İzin Davası

Kiracının gerekli bildirimlere rağmen taşınmazın gösterilmesine izin vermemesi halinde mal sahibi, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde “taşınmazın gösterilmesine izin davası” açabiliyor. Taşınmazın bulunduğu yerde açılan dava sonucunda mahkeme, şartların oluştuğunu tespit ederse gösterimin yapılacağı gün ve saatleri belirleyebiliyor. Böylece mal sahibi, mahkeme kararı doğrultusunda taşınmazı potansiyel alıcılara veya yeni kiracılara gösterebiliyor.

Mahkeme Kararı Olmadan Eve Girmek Suç Oluşturabilir

Kakıcı Şimşek, mal sahiplerinin en sık yaptığı hatalardan birinin kiracının onayı olmadan taşınmaza girmeye çalışmak olduğunu belirtti.

“Kanun kiracıya taşınmazın gösterilmesine izin verme yükümlülüğü getirmiş olsa da bu durum mal sahibine sınırsız giriş hakkı vermez. Kiracının onayı veya mahkeme kararı olmaksızın taşınmaza girilmesi, konut dokunulmazlığının ihlali gibi ciddi hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilir.”

Israrlı Aramalar da Hukuki Risk Taşıyor

Sorunun yalnızca taşınmaza girişle sınırlı olmadığını vurgulayan Şimşek, kiracıyı sürekli aramak, mesaj göndermek veya baskı oluşturacak şekilde rahatsız etmenin de hukuki sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

“Kiracının olumsuz yanıt vermesi ya da hiç dönüş yapmaması halinde yapılması gereken ısrarcı davranmak değil, hukuki yollara başvurmaktır. Mal sahiplerinin haklarını yasal prosedürler çerçevesinde aramaları hem kendileri hem de kiracılar açısından en güvenli yöntemdir.”

Haklı Olmak Tek Başına Yeterli Değil

Gayrimenkul piyasasında satış ve kiralama süreçlerinin hız kazandığı dönemlerde, mal sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan gösterim anlaşmazlıkları da artıyor. Ancak mal sahiplerinin yalnızca haklı olduklarını düşünerek kendi inisiyatifleriyle hareket etmeleri ciddi hukuki riskler doğurabiliyor.

Bu tür uyuşmazlıklarda doğru yol; yazılı bildirim yapmak, makul süre tanımak ve sonuç alınamaması halinde mahkemeye başvurmak. Böylece hem mal sahibinin mülkiyet hakkı korunuyor hem de kiracının konut dokunulmazlığı ve özel yaşam hakkı ihlal edilmemiş oluyor.

PROJE BİLGİ FORMU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yapın

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin

Son Haberler

YAZARLAR

Ayla Özer
386 YAZI