4 Haziran 2026 Perşembe
Ana SayfaManşetKonut, artık bir hak olarak ele alınmalı..

Konut, artık bir hak olarak ele alınmalı..

Avrupa Komisyonu’nun kamuoyuna aç­tığı “Avrupa Uygun Fiyatlı Konut Planı, yalnızca AB üyesi ülkeleri değil, konut erişi­minde benzer zorluklarla karşı karşıya olan ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Planın çerçevesi ve gelen 87 geri bildirimin ortak dili şu aslında “Konut artık piyasa koşulla­rına bırakılmayacak kadar temel bir mesele. Uygun fiyatlı konut, sosyal eşitlikten çevre­sel sürdürülebilirliğe, ekonomik istikrardan toplumsal barışa kadar çok katmanlı bir ya­pı taşı”.

Türkiye’de de bu konunun aciliyeti tartı­şılmaz. Ben de bu konu hakkında sürekli yaz­maya gayret ediyorum. Artan maliyetler, dü­şen alım gücü, yetersiz sosyal konut arzı ve kırılgan grupların konut dışlanması artık ye­ni bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Avrupa’nın bu stratejisi, bizler için sadece bir örnek değil; aynı zamanda ilham alınabilecek bir çerçeve sunuyor diye düşünüyorum.

Konut haktır

Avrupa’da uygulanmaya çalışılan planın te­melinde, “konut bir insan hakkıdır” anlayışı yatıyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de de konut po­litikalarının yönünü belirlemeli. Artık sadece konut üretmek değil, erişilebilir, sürdürülebi­lir ve yaşanabilir konut üretmek zorundayız. Türkiye’de bu rol ağırlıklı olarak TOKİ eliyle yürütülüyor. Ancak ihtiyaç TOKİ’nin katkıla­rından daha fazlasını işaret ediyor.

Belediyelerin oyuna dahil edilmesi şart

Planda hedef olarak sunulan “sürdürüle­bilir mahalle” modeline yakınsamayan hiç­bir toplu konut projesi, uzun vadede kent bü­tünlüğüne katkı sunamaz. Bu noktada Avru­pa’daki plan, belediyeleri sadece uygulayıcı değil, stratejik ortak olarak tanımlıyor. Tür­kiye’de ise çoğu belediye uygun fiyatlı konut üretiminde yeterli kaynağa ve yetkiye sahip değil. Oysa belediyeler, yerel ihtiyaçlara du­yarlı, topluluk temelli çözümler geliştirebi­lecek en kritik aktörlerden biri. Avrupa Ya­tırım Bankası gibi uluslararası kaynaklardan belediyelerin doğrudan faydalanabileceği fi­nansman mekanizmalarının önü açılmalı.

Kentsel dönüşüm yetmez, yeşil dönüşüm gerekir

Konut politikalarının iklimle uyumlu ha­le gelmesi artık bir tercih değil, zorunluluk. Avrupa’da enerji verimliliği, yenileme proje­leri ve yeşil bina standartları geri bildirim­lerin ortak keseni. Türkiye’de de bu alanda güçlü bir hamleye ihtiyaç var. Kentsel dönü­şüm projeleri yalnızca riskli yapı odaklı ol­mamalı; karbon ayak izi, enerji maliyetleri ve iklim direnci gibi kavramlar da projelerin merkezine yerleştirilmeli.

Kırılgan gruplar için gerçekçi modeller geliştirilmeli

Avrupa planında en dikkat çekici nok­talardan biri, düşük gelirli ve dezavantajlı grupların konut erişimine özel önem veril­mesi. Türkiye’de özellikle gençler, tek ebe­veynli aileler, yaşlılar ve engelliler için ko­nut politikaları hâlâ yeterince ayrıştırılmı­yor. Uygun fiyatlı kiralık konutlar, sosyal konut hibeleri ve destekli konut modelleriy­le bu kesimlerin barınma hakkı güvence altı­na alınmalı.

Yeni finansman modelleri gündeme alınmalı

Avrupa’daki kooperatifler, topluluk temel­li konut girişimleri ve kamu destekli finans­man modelleri Türkiye’de de alternatif ola­rak geliştirilmelidir. Bugün konuta erişimi yalnızca klasik mülkiyet üzerinden düşün­mek, hem finansal sistemin yükünü artırıyor hem de konut arzını yeterince esnek hale ge­tiremiyor. Paylaşımlı mülkiyet, kira destekli mülkiyet ve yeni nesil konut yatırım fonları gibi modeller artık tartışmaya açılmalı.

Avrupa’nın bu yeni planı, salt bir mevzuat değişikliği değil; zihinsel bir dönüşüm çağrısı. Türkiye olarak biz de bu çağrıyı kendi koşul­larımıza göre uyarlayarak, sadece konut üretmeyi değil, daha adil, erişilebilir ve sürdürüle­bilir yaşam alanları üretmeyi hedeflemeliyiz.

(Kaynak: Dünya Gazetesi köşe yazarı Prof. Dr. Ali Hepşen’in kaleme aldığı “Avrupa’nın konut planı ve Türkiye için zamanı gelen dönüşüm” başlıklı makalesi)

Prof. Dr. Ali Hepşen

PROJE BİLGİ FORMU

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yapın

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin

Son Haberler

YAZARLAR

Ayla Özer
383 YAZI