Konut piyasasında bir süredir ‘hayalet ev’ olarak adlandırılan yeni bir yatırımcı profili belirginleşmeye başladı. Yüksek enflasyon ortamında mülkünün değerini korumak isteyen ancak mevcut kira yasaları ve tahliye süreçlerindeki zorluklarla uğraşmak istemeyen ev sahipleri, dairelerini kiraya vermek yerine boş tutmayı tercih ediyor.
Türkiye Gazetesi’nden Necmi Çiçekçi’nin haberine göre; faizlerin düşeceği ve konut fiyatlarının yeniden atağa kalkacağı günü bekleyen bu yatırımcılar, yıllık kira getirisinden feragat ederek mülklerini ‘satışa hazır’ tutuyor. 2026 yılı itibarıyla büyükşehirlerde binlerce dairenin ışığının yanmamasının temelinde, kiracılı mülklerin satış sürecinde yaşanan ‘tahliye krizi’ korkusu yatıyor.
Piyasada oluşan bu yeni dinamik, konut fiyatlarında ‘kiracısızlık primi’ denilen bir uçurum oluşturdu. Bugün aynı sitede, aynı özelliklere sahip iki daireden boş olanı, kiracılı olanına göre ortalama yüzde 10 daha pahalıya alıcı buluyor.
Alıcılar, içinde kiracı olan bir evi aldıklarında ‘ihtiyaç sebebiyle tahliye’ davası süreciyle (yıllarca sürebilen mahkemelerle) uğraşmak yerine, hemen taşınabileceği veya yüksek bedelle yeni kiracı bulabileceği boş evler için bu farkı ödemeye razı oluyor. Bu durum, kiracılı evi olan mülk sahiplerini ‘cezalandırırken’, arz krizini tetikleyerek kiralık ev bulmayı daha da zor hale getiriyor.
Yatırımcılar için kiranın bir yan gelir olmaktan çıkıp risk faktörüne dönüştüğünü belirten uzmanlar, bu tablonun toplumsal bir barınma krizine ışık tuttuğu uyarısında bulunuyor. Boş tutulan evlerin hem emlak piyasasındaki devir hızını düşürdüğü hem de suni bir darlık oluşturduğu vurgulanıyor.
Birçok mülk sahibi, “Bir yıllık kira bedeli, evi boş sattığımda elde edeceğim yüzde 10’luk fiyat avantajını ancak karşılıyor, üstelik kiracı çıkarma stresi de yok” mantığıyla hareket ediyor. Bu kısır döngü, ancak hukuki süreçlerin hızlanması ve piyasaya güvenin yeniden tesisi ile kırılabilecek gibi görünüyor.
(Haberin alındığı kaynak: Memurlar.net)




