Konut piyasası 2026 yılına, yüksek nominal fiyat seviyesi-düşük reel alım gücü, hala yüksek kredi faizleri gibi 2025’ten devreden faktörlerinin kıskacında girdi. 2026’da bu faktörlerdeki gelişmeler konut ve inşaat sektörlerinin dinamikleri üzerinde belirleyici olacak.
Bu yıla ilişkin projeksiyonlarda faizde düşüş beklentisi öne çıkıyor. Politika faizinde düşüş paralelinde konut kredisi faizlerinin aylık yüzde 2’nin altına inmesi güçlü beklentiyi oluşturuyor. Bu durumda konuta talebin canlanacağı, bu etkinin ise ilk evini alacak olan alt ve alt-orta kesimden çok, “Faiz düştü, fiyat kaçar” refleksiyle hareket eden orta-üst gelir grubundan yatırımcı tip alıcılarda görüleceği belirtiliyor.
2025’te hızla yükselen altın fiyatlarının doygunluğa ulaştığı kanısıyla bu tür birikimi olanların bir noktada altın satarak konut alımına geçmesi şeklinde “servet etkisi” olasılığına da işaret ediliyor.
Konut talebindeki canlanmanın ise kaçınılmaz olarak fiyatları yukarı iteceği belirtiliyor. Konut talebi ve fiyatlarında bölgesel ayrışmanın sertleşmesi ile İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde fiyat artışlarının talep paralelinde daha yüksek, çeperdeki niteliksiz stokta ise satışların düşük kalacağı öngörülüyor.
2023-2024’te fiyatların aşırı yükseldiği Anadolu şehirlerinde ise 2026’da “yorgunluk” etkisiyle nominal fiyat artışlarının sınırlı kalacağı, ancak üniversite ve sanayi illeri ile göç alan kentlerin görece daha dirençli olacağı belirtiliyor.
Bir diğer gelişme ise kira artışındaki yavaşlama. Getiri oranlarının düşmesi ile konutun, yatırımcı için nakit akışı üretmemesi, sadece elde tutulan değer işlevi görmesinin, spekülatif alımları sınırlayacağı, “bekle-gör” davranışını güçlendireceği öngörülüyor.
(Haber kaynağı: Dünya Gazetesi köşe yazarı Naki Bakır’ın “Konutta umutlar 2026’ya kaldı” başlıklı makalesinden alıntıdır)





