Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone, 2026’nın ilk yarısında Türkiye’ye 1,2 milyar avro yatırım yaptıklarını belirterek, yılın kalanında da güçlü proje havuzuyla geçen yılki 2,7 milyar avroluk yatırım seviyesine yakın bir performans beklediklerini söyledi.
Anadolu Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan Patrone, EBRD’nin geçen yıl Türkiye’de 54 operasyonda rekor düzeyde 2,7 milyar avro yatırım gerçekleştirdiğini, bu yıla da güçlü bir proje portföyüyle başladıklarını ifade etti.
Bölgede süren çatışmalar ve küresel belirsizliklere dikkat çeken Patrone, EBRD’nin öncelikleri arasında Ukrayna ekonomisini desteklemeyi sürdürmenin yer aldığını, savaşın başından bu yana ülkeye 10 milyar avronun üzerinde yatırım yaptıklarını belirtti.
Orta Doğu’daki kriz kapsamında Ürdün, Lübnan, Irak, Batı Şeria’nın yanı sıra Türkiye, Mısır ve Kafkaslar’ı da kapsayan bir destek paketi onayladıklarını aktaran Patrone, Türkiye’de krizden etkilenen şirketlere likidite ve alternatif finansman bulmakta zorlanan yatırımlara uzun vadeli kaynak sağladıklarını söyledi.
Patrone, küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’deki riskler nedeniyle Türkiye’nin yakın coğrafyadan tedarik ve güvenli transit koridoru olarak öneminin arttığını vurguladı. Türkiye’nin otomotiv, beyaz eşya ve dayanıklı tüketim sektörlerinde küresel değer zincirlerinde güçlü konumda olduğunu belirten Patrone, bu kapsamda Tersan Grubu ile lojistik kapasitesini artırmaya yönelik bir anlaşma imzaladıklarını hatırlattı.
Bu yıl Türkiye’de düzenlenecek COP31’e de değinen Patrone, EBRD’nin önceliklerinden birinin Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu olduğunu söyledi. Platform kapsamında enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma projeleri için uluslararası kuruluşlar, kamu ve özel sektör işbirliğiyle 5 milyar avroluk yatırımın harekete geçirilmesinin hedeflendiğini belirten Patrone, COP31’in bu süreci hızlandıracağını ifade etti.
Türk ekonomisini de değerlendiren Patrone, uygulanan ekonomi politikaları sayesinde Türkiye’nin dış şoklara karşı daha dirençli hale geldiğini söyledi. Bölgesel gelişmelerin enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu ancak dezenflasyon sürecinin sağlam temellere dayandığını ve olumlu yönde ilerlediğini dile getirdi.


